SOKAK FOTOĞRAFÇILIĞI VE KİŞİLİK HAKLARIMIZ

Teknolojinin ilerlemesi ve modern hayatın gelişmesi ile neredeyse herkes akıllı telefon kullanmaya başladı. Akıllı telefon kameralarının günden güne gelişmesiyle de cep telefonlarımız aynı zamanda bir fotoğraf makinası haline geldi. İnsanların kendi fotoğraflarını veya gittiği yerlerden çektiği fotoğrafları sosyal medyada paylaşması artık hayatın bir parçası oldu.
Sokak fotoğrafçılığı adı verilen bu durum sadece toplu etkinliklerin yapıldığı yerlerde değil, günlük yaşamın sunduğu her yerde hızla devam etmektedir. Sosyal medyada anlık hayatımızdan paylaşım yaparken aynı zamanda diğer bireylerin haklarını ihlal etmemiz an meselesi.


Teknolojinin gelişmesi, kolay ulaşılabilir olmasıyla bireyin kişilik haklarına saldırı çoğalmıştır. Bir şekilde sosyal medya paylaşımı yapan kişiler kasıtları olmadan dahi bireylerin kişilik haklarına müdahale edebilmektedir. Günlük yaşamımızda her an karşılaşabileceğimiz bu durumla ilgili farkındalığımızın artması önemlidir. Bu yazımızda izni olmadan başka birisi tarafından fotoğrafı çekilen kişinin haklarını hem özel hukuk hem de ceza hukuku boyutuyla inceleyeceğiz.


Özel hukuk kısmını Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında incelemek mümkündür. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda kişisel veri; “kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlanmıştır. Kişisel verilerin neler olduğu tek tek sayılmadığından her somut olayın içeriğine göre neyin kişisel veri olduğunu belirlemek mümkündür. Buradan yola çıkarak fotoğrafın kişisel veri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu resmi web sitesinde yaptığı yayınlarla açıkça izni olmayan kişilerin fotoğraflarını çekme ve paylaşma eyleminin Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na aykırı olduğunu ve ihlal edenlerin yaptırımla karşılaşacağını birçok kez belirtmiştir. Örneğin, katıldığınız bir toplu etkinlikle görüntü kaydı yapılacaksa önce herkesin açıkça rızasının alınması gerekir. Kişisel verinizin onayınız olmadan kaydedilmesi, yayınlanması benzeri durumlarda bu ihlali yapanlar aleyhine Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na başvurmak mümkün.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında düzenlemelerin yapılmasıdır. Gerçek kişiler ve kamu tüzel kişileri bu Kanun kapsamı dışındadır. Hal böyle olunca fotoğrafı izinsiz çeken kişinin gerçek kişi olması durumunda bu Kanun kapsamında ilerlemek mümkün değildir.


Bireyin kişisel verilerinin korunması Anayasal düzeyde teminat altına alınmış ve özel hayatın gizliliği adı altında düzenlenen Anayasa’nın 20. Maddesine 2010 yılında “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir” kısmı eklenmiştir.
Kişinin rızası olmadan fotoğrafını izinsiz çeken, kaydeden, kullanan, yayan kişiye uygulanan en ağır yaptırımlar Türk Ceza Kanunu kapsamındadır.
Türk Ceza Kanunu’nun 134-140 arası maddelerinde özel hayatın gizliliğine karşı işlenen suçlar düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 134 maddesinde; “Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır” düzenlemesiyle, Anayasa ile teminat altına alınan özel hayatının gizliliğini ihlal eden kişinin bir yıldan üç yıla kadar hapse mahkûm olacağına hükmedilmiştir. Ayrıca elde edilen görüntü ve sesleri ifşa eden kimse hakkında ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilecektir.
Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesi ile kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu işleyen kişinin bir yıldan üç yıla kadar, TCK 136. maddesi ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işleyen kişinin iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı düzenlenmiştir.

TCK 137. maddesi ile bu suçların nitelikli hali düzenlenerek, kamu görevlisi tarafından ve görevin verdiği yetkiyi kullanmak suretiyle veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde cezanın yarı oranda arttırılacağı hususu belirlenmiştir.
TCK 138. maddesi ile Kanunların belirlediği süreler geçmesine rağmen verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verilecektir.

Konuyla alakalı bir başka görüş ise kamusal alanda çekilen fotoğraflar için izin alma zorunluluğunun olmadığıdır. Şöyle ki; eğer kamusal bir alanda beğendiğiniz bir manzaranın fotoğrafını çekiyorsanız ve manzara ile sizin aranıza fotoğrafa dahil olabilecek insanlar girdiyse bu noktada kadraja giren kişilerden izin alma zorunluluğu yoktur. Ancak söz konusu fotoğrafı stok fotoğraf sitelerinde satmak gibi ticari amaçlarla kullanmak niyetindeyseniz bu durumda fotoğrafı dahil olan kişilerin açık rızasına gerek duyulur. Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise fotoğrafın süjesi olan kişinin söz konusu rızasını istediği zaman geri çekme hakkının bulunmasıdır, böyle bir durum oluştuğunda fotoğrafı çekilen kişinin haklarına saygı duyulmalıdır.

Sokak fotoğrafçılığı alanındaki uzmanlar fotoğrafı çekmeden önce rıza istemenin fotoğrafın doğallığını zedeleyeceği konusunda itirazlarını dile getirmiş olsalar dahi kanuna ve vicdana uygun olanı fotoğraf çekilmeden önce kişinin veya kişilerin rızasının alınmasıdır. Ancak fotoğraf sanatı anı yakalamak üzerine kurulu bir sanat olduğundan dolayı ve geçen bir an tekrar yaratılamayacağı için söz konusu itirazlara hak vermek mümkündür. Böyle bir durum karşısında yapılması gereken fotoğraf çekildiği anda söz konusu kişiye fotoğrafı çekme amacı açıklanarak rızasının istenmesidir.

Eğer fotoğrafın öznesi olan kişi rıza göstermek istemez ve fotoğrafın silinmesini talep ederse fotoğrafçı fotoğrafı silmelidir.
Kişisel verilerin korunması konusundaki hassasiyetin ziyadesiyle hassas olduğu bu dönemde hem kendi haklarımızı korumak hem de toplum içinde birlikte yaşadığımız bireylere karşı sınırlarımızı bilmek için bu düzenlemeler hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Bireysel özgürlüklerimizi kullanırken başkalarının özgürlüklerine ve haklarına da saygı duymak zorundayız.

Av. Merve Turnaoğlu